1 yıl ne kadar uzun olabilir?

26.08.2016 01:58

1 yıl.

İnsan hayatı için çok kısa belki ama daha önce örneği olmayan bir işi yapma ısrarındaysanız çok çok uzun süre.

Yaşadım, oradan biliyorum...

26 Ağustos 2015'te başladığım ve -moda tabirle- mottosunu "Patron kızar mı demeden" diye belirlediğim sabah yayınları bugün birinci yılını doldurdu. Youtube'a da yüklediğim ilk Periscope yayınını izledim az önce. İlk yayından sonra aldığım notlara baktım, 37 kişiymişiz...Bundan 3 hafta kadar önce yayın kendi izleyici rekorunu kırarken izleyici sayısı 20 bini buldu oysa. İlk günden bugüne gelene kadarsa -benim aldığım notlara göre- toplamda 1 milyonu geçti izleyenler...

Diyorum ya, çok uzun bir zaman mı yoksa kısacık bir an mı 1 yıl, tartışılır ama bu sürede ülkede yaşananlar tartışmasız şekilde çok çok ağırdı. Yayına başladıktan sonra yaklaşık 20 büyük terör saldırısında yüzlerce insan öldü bu ülkede, yüzlercesi yaralandı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yüzlerce insanın öldüğü çok ağır operasyonlar yapıldı. Medya üzerindeki baskılar, her terör saldırısından sonra, sanki suçlu gazeteler/ gazetecilermiş gibi daha da arttı. Elbette en ağırı 15 Temmuz akşamı yaşadığımız darbe girişimiydi. Yıllardır yönetenlerin gözünün içine baka baka yuvalanan, sonunda yeteri kadar palazlandığına ikna olup devleti tamamen ele geçirmeye kalkışan dinci örgüt 'artık olmaz, o devir kapandı' denilen anda; jetlerle tanklarla saldırarak katliama girişti. 21 saatte bastırılan darbe girişimi ardında muhtemelen 21 yılda toparlanamayacak kadar yıkılmış bir devlet yapısı bıraktı. İçişleri Bakanının sözleriyle 'Valilerinden emniyet müdürlerine, askerinden polisine kadar yarıdan çoğu Cemaatin kontrolünde' bir devlet yapısı...

Bütün bunlar olurken hep devam etti yayın. Hayat gailesinin getirdikleri dışında bir tek gün bile durmadı.

Nelerle suçlandım bu sürede ben bile unuttum. Ne Cemaatçiliğim kaldı ne dinsizliğim, ne Kürt düşmanlığım ne Türk düşmanlığım. Hatta 'Aynı yayın içinde hem iktidar yandaşlığıyla hem katıksız iktidar karşıtlığıyla suçlanan ilk gazeteci olmak' gibi bir unvanım bile var... Yayına saldıran görevli trollerden işitiğim küfürleri saymıyorum sonuçta onlar sahiplerinin verdiği görevi yerine getirmek telaşında olan zavallılardı çünkü.

Hiçbirinin önemi yok ama.

Çünkü yayınlarda da sıkça söylediğim gibi; demokrasi bir ilaç olsaydı eğer prospektüsüne 'Dikkat, yüksek miktarda tahammül içerir' yazmak gerekirdi ve maalesef benim güzel ülkemde sağcısıyla solcusuyla kendini demokrat olarak tanımlayan insanların çoğunda, o tahammülü kaldıracak bünye yok.

Ve bu ülkede; kendi gibi düşünülmemesini düşmanlık, gazeteciliğin temel ilkesi soru sormayı 'saygısızlık ve iktidar karşıtlığı' olarak görmek kadim bir gelenek...

Ezcümle...

Birbirimizden korkmadan, birbirimizi yabancılamadan, yaftalamadan konuşmaya çalışıyoruz tam 1 yıldır, daha nicelerine.

İyi ki oradasınız, iyi ki varsınız.

İyi ki dünyanın herhangi bir yerinden, her sabah 'Günaydın' diyerek benimle birlikte omuzluyorsunuz hayatı...

İyi ki şu sözü bir slogan değil hayat felsefesi olarak görüyorsunuz siz de:

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

 

 

Bu Yazıyı Paylaş