Erdoğan darbe girişiminin siyasi faturasını kime keser?

31.07.2016 19:09

Yaşadığımız darbe girişimi alçaklığının üzerinden 2 hafta geçti.

Kendimize gelebildik mi? Cevap kesinlikle hayır!

Her gün ortaya çıkan yeni ‘bizi nasıl yetiştirdiler, nerelerden kaç yaşında devşirdiler, o gece halka karşı (hiç acımayın, öldürün hepsini) talimatı verenler ne kadar soğukkanlıydı?’ ifadeleri sürdükçe de kendimize gelemeyeceğiz…

Ben bu yazıyı hazırlarken, son olarak Cumhurbaşkanının katıldığı canlı yayındaki sözlerinden; 70 bin civarında kamu görevlisinin kurumlarından atıldığını, 3 binden fazla subay ve astsubayın da bu sayıya dahil olduğunu biliyoruz. Yayımlanan son KHK ile tüm askeri okulların kapatılacağı ve yerlerine nasıl bir düzenleme yapılacağı bile belli şu anda. Hatta ve hatta yıllardır sadece Jandarma Genel Komutanlığı’nın İçişleri Bakanlığı’na bağlanma ihtimali büyük gürültü kopartmışken, bunun yapılması bir yana kuvvet komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması bile tamamlanmış durumda…

Diğer yandan iş dünyası hallaç pamuğu gibi atılıyor…

Darbe girişiminin hemen ardından gazetelere çarşaf çarşaf ilanlar vererek ‘bizi de kandırdılar, verdiğimiz paralar haram zıkkım olsun’ demeleri yetmeyen pek çok eski Cemaat destekçisi büyük firma sahibi gözaltında ya da tutuklandı…

Basın deseniz başka bir harmanlama yaşıyor…

Cemaate ait ya da en azından ortaklığında kurulduğu yıllardır bilinen; televizyonlar, gazeteler, haber ajansları teker teker kapatılıp, yöneticileri tutuklanıyor, tutuklandı. Eskiden Fethullah Gülen’e saygıda kusur etmeyen, ‘Bu adamın diğer insanlardan nasıl bir üstünlüğü olabilir, dünyanın en büyük lojistik organizasyonunu yönetmek ve para trafiğini kontrol etmekten başka nasıl bir yeteneği var?’ dediğimizde işlerimizden atılmamız için seferber olan ‘medyaya paraşütle indirilmiş yağdanlıklar’ ya çoktan kaçtı yurt dışına ya da ‘Kıçımı nasıl kurtarırım’ telaşında. Elbette hepsinin bir ağızdan ‘Şerefsizmiş bu herif, yeni anladık’ diye ağladıklarını söylemeye bile gerek yok… Bu arada Cemaatin darbe girişimini bu elemanlardan çok az sayıda isime haber verip kaçmalarını sağladığını da gördük, yani bu alçakların bir ‘Yangında ilk kurtarılacaklar listesi’ varmış belli ki ama neyse, o başka bir yazının konusu olsun…

Eminim fark ettiniz siz de…

Gerçi geçen hafta Perşembe sabahı ‘Peki FETÖ’nün siyasi kanadı ne zaman tasfiye edilecek?’ diye konuşmuştuk (izlememiş olanlar için: https://www.youtube.com/watch?v=W5lNUbESTXI ) ama durum artık daha da acil bir hal aldı… Zira, Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen hafta boyunca uluslararası medyaya verdiği röportajlarda bu konuya yönelik soruları ustaca geçiştirmesine rağmen, artık iç siyasette bu yanıtı vermeme lüksüne sahip değil. Bir yandan TBMM’de oluşan -evet eksik, HDP’siz olması son derece sakat bir görüntü veriyor- uyum havası, diğer yandansa AKP içinden yükselmeye başlayan (Eğer hepimiz bu adamlara karşıysak nasıl böyle bir güç kazandılar? Kimlerin bu işin içinde olduğu ortaya çıksın, biz de rahatlayalım) sesleri Erdoğan’ı buna mecbur bırakacak diye düşünüyorum. Kaldı ki FETÖ’nün bu kadar büyüyebilmesinin ardında siyasi bir güç olmadığını düşünecek kadar saf olunamayacağı da açık bir gerçek. O kadar açık ki; ekrana çıkan bir zamanların mangalda kül bırakmayan Gülen savunucusu AKP Milletvekilleri bile çoktan ‘Ben yapmadım Miki yaptı’ demeye başladı bile… Ama mesela; Şamil Tayyar’ın, bugün tamamının düzmece delillere dayandığı yargı kararlarıyla sabit Ergenekon ve Balyoz Davalarına yönelik ciltler dolusu kitabındaki belgeleri kimlerin verdiği sorusu mutlaka kendisine sorulmayı bekliyor. Öyle ya, kendisi Cemaatçi olmadığına göre (ekranda bir zamanlar yere göğe sığdıramadığı Gülen hakkındaki ağır sözlerinden bunu anlıyoruz çünkü!) birileri Meclisin en çok kitap yazmış Milletvekiline bunları sağlamış olmalı değil mi?

Anladınız…

Bence kamuoyu önüne ilk atılacak AKP temsilcileri işin adalet ayağında bulunanlar olacak!

Yazının başında görevden el çektirilen on binlerce kamu görevlisi arasında Hakim ve Savcıların adının anılmaması bu yüzden… Her gün değişen sayısı kesin bir çerçeve çizmemi engelliyor ama ‘birkaç bin’ diyerek yuvarlayabileceğim miktarda yargı mensubu FETÖ üyesi olmak suçlamasıyla açığa alındı, gözaltında ya da tutuklandı…

Yıllarını; sevdiklerinden ve gönül verdikleri askerlik mesleğinden uzak, hapishanelerde geçirmelerine rağmen ‘devletten intikam alınmaz, vatan sağolsun’ diyebilecek kadar yüce gönüllü bazı Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk vb… mağduru yüksek rütbeli subay da aslına bakarsanız Erdoğan’ın parti içi operasyona adalet ayağından başlamasını kolaylaştırıyor. Çünkü bu insanlar da, kendilerine bu zulmü yaşatan kişilerin ceza almasıyla bir nebze olsun rahatlayabilecek…

Bu kadar da değil…

2010 referandumuyla HSYK’nın yapısının değiştirilmesi sonrası ‘bu bir kesimin adaleti’ anlayışının yerleştiği konusunda, neredeyse tüm toplum hemfikir…

Öyleyse gelelim yazının başlığındaki soruya: Erdoğan siyasi faturayı kime keser?

Bence operasyon eski Adalet Bakanlarından başlayacaktır. Çünkü Erdoğan için hiç tercih etmediği, hatta Belediye Başkanlığı döneminden bu yana çok çok mecbur kalmadıkça asla yapmadığı ‘parti içi kelle alma operasyonu’ kendi üzerindeki baskının azalması için tek yol haline geliyor hızla ve toplumda en çabuk rahatlama yaratacak, kolaylıkla ‘Adaletsizlik bunlardan kaynaklanıyormuş bak’ denilebilecek isimler onlar olacaktır.

Bu arada unutmadan…

AKP’nin iktidar olmasından bu yana geçen 14 yıllık süreyi düşünecek olursak, elimizde çok fazla isim yok. Hatta şu kadarını söyleyeyim; Anayasa gereği seçim dönemlerinde 3 kez yerlerini zorunlu olarak Müsteşarlarına devrettiklerini düşünür ve onları da çıkartırsak, geriye sadece 4 isim kalıyor: Cemil Çiçek, Mehmet Ali Şahin, Sadullah Ergin ve bugün de Adalet Bakanı olan Bekir Bozdağ. Partinin kuruluş aşamasındaki rolleri, geçmişten bugüne Erdoğan’a bağlılıklarını göstermiş olmaları ve 17-25 Aralık tapelerindeki sözlerini de kriter olarak ekleyecek olursak…

Bence Cumhurbaşkanının siyasi faturayı keseceği isim çok uzun zaman geçmeden duyulacaktır…

Bu Yazıyı Paylaş