Feridun olmayı hak etmek…

Yalnızlık.

Ama ;18 günlük, ağır, bunaltıcı ve her geçen dakika kendinden yeniden üreyen, insanı okyanusun en derinine çeken bir girdap gibi bir yalnızlık… Aşk acısından kaynaklandığı belli ama sonunda “…İlk başlarda onsuzluk sanıyorsun bunu ama değil, basbayağı yalnızlık işte. Aynalarda kendini görmekten sıkılacak kadar yalnızlık, yatağa yattığında kendi kokunu duymaktan öğürecek kadar.” dedirten cinsten…

Bu 18 günün sonunda ‘yalnızın’ sokağa çıkıp, kendisini çocukluğuna kadar götürecek bir seyahate çıkmasıyla, özenle dışında kalmaya çalıştığı hatta belki bir parça küçümsediği kalabalık aile hayatlarına girişine tanık oluyoruz öykü boyunca. Şairin dediği ‘Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz’ sözünü ispat için gönüllü bir denek olarak sunuyor kendini Feridun. Yaşamın yalnızlığına kısacık bir mola verdirmeyi başarıyor üstelik…

Havanın ‘anneanne çarşafları gibi; serin, tatlı ve güzel koktuğu’ bir aile düğününün, ismi dilin ucunda ama sureti çok uzak bir küslüğe takılıp kalmış konuğu olarak buluyor kendini sonra…

Ve belki de ilk kez, varlığını daha önce hiç sorgulamadığı mutluluğa bırakıyor kendini birkaç saat…

4 yıl önce "Bangır bangır Ferdi çalıyor evde" ile edebiyatımıza çok hak edilmiş bir giriş yapan Mahir Ünsal Eriş, “Benim adım Feridun” ile yerini iyice sağlamlaştırıyor. ‘Yalnızlık’ gibi okuyucuyu üç dakikada boğabilecek bir konuyu   -hem de hiç sıkmadan- öyle yerlerde gezdiriyor ki mağlubiyet hissiyle akrabalık kuruyor insan ister istemez ve bu tuhaf akrabayı, onunla karşılıklı göbek atan düğünün katılımcıları gibi anında kabulleniveriyor. Üstelik kahkahalar eşliğinde…

Daha da tuhafı öykünün sonunda ‘Evet’ derken buluyorsunuz kendinizi. ‘Evet, O’nun adı Feridun. Çünkü, birkaç saat için bile olsa Feridun olmayı hak etti o!’

NOT: Kitap boyunca öyküye eşlik eden çizimleri için Murat Başol’a ayrıca teşekkür etmek şart. Çünkü; anlatımı güçlendirmenin yanı sıra, okuyucuya “kendi Feridun’u olma imkânı” veriyor resmen. Gerçekten müthiş…

 

Benim Adım Feridun

Mahir Ünsal Eriş

İletişim Yayınları, 2016, İstanbul

40 sayfa, 18 TL.