“Dördüncü çizik”

 

Birbirine benzemeyen ya da dikkatli okunduğunda aslında “çocuk saflığında” birleşen 12 öyküden oluşuyor Yekta Kopan’ın kitabı.

Kitabın ilk öyküsünde yarattığı distopik ortamla Türkiye’de öykücülüğün en önde gelen isimlerinden biri olduğunu net şekilde hatırlatan Kopan, bir çocuğun umutsuzlukta umut bulmasını “büyümek” denilen kavramın yaşla çok da ilgisi olmadığını göstererek anlatıyor. Yarattığı distopya öyle yoğun ve iyi kurgulanmış ki siz de Rüzgar’dan kaçmak için nefes biriktirmeye başlıyorsunuz istemeden…

Bir ABBA şarkısıyla aşılan kuşak farklılıklarından, geceleri saymakla uyunamayan kara koyunlara kadar, anımsamaktan korktuğumuz ya da bilerek ihmal ettiğimiz ne varsa teker teker sayıp döküyor kucağımıza…

“…Neyse ki aile denen şeyin gerçekleri örtbas etme çetesi olduğunu ilkokula başlamadan öğrenmiştim” (Sayfa 36) diyerek itiraf edemediğimiz her şey için “Yalnız değilsin, merak etme” diyor…

Kedisi Silgi ile dertleşirken, ondan aldığı aklı bize sunuyor ve çocukluğumuzdan kalan yaraların kabuklarını beraber kopartmayı teklif ediyor kitap boyunca… Yoksa Sabit Bey’e yetişebilmek için cafcaflı spor ayakkabılarımızın bile yetmeyeceğini söylüyor gülümseyerek…

Hayatı izlemek yerine ona katılmayı; kediyle, kitapla, şarkıyla… ama ille de umutla yaşamayı öneriyor…

“Bir çocuğun radyosunda dördüncü çizikte konuşan kişi” olmaktan başka bir şey istemeyen bana, çok çok iyi geldi bu kitap…

 

Bana Kuşlar Söyledi

Yekta Kopan

Can Yayınları, 2021

128 sayfa, 15 TL.