Keşke Unutsam

 

Hayvanlar aleminin en zeki yaratıklarından biri, kapkara bir kuzgunun anlatıcısı olduğu bir roman bu. Hem hafızası hem de zekası çok keskin olduğu için mi seçmiş bu karakteri yazar bilinmez… ama şundan eminim ki hayatlarımıza bir ağaç dalından bakarak şahitlik eden kuzgunlar konuşmaya başlasa bu romandaki kadar inanılmaz öyküler anlatırlar…

Bir hastanenin bahçesinde açılıyor perde.

Perde dediysem boşuna değil, okumaya başladığım ilk andan itibaren sıkça bir Ionesco oyunu izler gibi hissediyorum kendimi… öyle ki bu romandan çok şahane bir anti- tiyatro metni çıkar, eminim…

Unutmakla hatırlamak arasında gidip gelen bir kadın ve bir adam, dünyanın yaratıldığı 6 günün üzerine bir tane daha ekleyerek 7 günde, yaşamın aslında bildikleri sırrını arıyorlar.

Basit bir oyun eşliğinde: Hafızaları yok olduğu için, kimliksiz -daha doğrusu her gün uydurdukları yeni kimliklerle- bir gelecekten asıl hayatlarına ulaşmaya çalışıyorlar.

Eşlik eden de kuzgun!

Gezi’de polis fişeğiyle bir kanadını kaybetmiş, Kurt Cobain’den Amy Winehouse’a tüm 27’ler kulübüne saygı sunmak için, yaşını doldurduğu gün intihar etmeyi planlayan bir kuzgun!

Hayat mı daha inanılmaz yoksa kurgu mu?

Bilmiyorum.

Ama şundan eminim ki; bir cezaevi koğuşunda konuşacak insan kalmadığı için elma kurduna dert anlatanlar var oldukça hayatın kurgusu, kurguyu yazana tur bindirecek…

 

Keşke Unutsam, Bihter Dinçel

Küsurat Yayınları, Ekim 2020, İstanbul

179 sayfa, 18 TL.