Kiraz Ağacı

Hatırlıyorum!

11 yıllık gazeteciydim. Dünya, yeni bir binyıla girmenin heyecanını yaşarken biz Türkiye’de “İnsanlar cezaevlerinde F tipi hücrelere kapatılabilir mi?” tartışması yapıyorduk. Yılın ilk aylarında cezaevlerinde başlayan açlık grevleri artık geri dönülmez bir yola girmiş, can kayıplarının dışında ileriki yıllarda telafisi mümkün olmayacak sağlık sorunları da baş göstermeye başlamıştı pek çoğunda. Kararlıydılar, ölmeye yatmışlardı…

Bugünün gazetecilik ortamında “Meslektaşım demekten gurur duyuyorum” sözünü kullanabildiğim çok az sayıdaki insanlardan biri Gökçer Tahincioğlu. Yazılarıyla ve kitaplarıyla yaşadıklarını/ yaşananları sıkça ve son derece güzel anlatmıştır zaten ama bu kez bambaşka bir yöntem seçmiş bunu yapmak için. Üstelik çok tehlikeli, çok zedeleyici bir sorunun eşliğinde:

“Eğer sadece birini seçmen gerekse, tercihin hangisi olurdu? Unutmak mı yoksa hatırlamak mı?”

“…aynı defterle farklı sınıfları bitiren çocukları, sobada inşaat kalıntılarını yakmak için şantiye şantiye gezen annelerin ikindi vakti taştan kapı basamaklarında dedikodu yaptıkları, zamanla tepeleri kışın kardan görünmez olan küçük evlerle dolu…” iki yoksul mahallesiyle Ankara olay kurgusunun asıl dekoru… ve o iki mahallede dünya fark etmese de serpilip büyüyen iki ayrı kiraz ağacı… biri sevdayı, biri umudu büyüten iki ağaç…

Hivda ile Deniz’in sevdaları kadar; mücadeleleri, inatları, kavgaları var kitapta. Öyle bir kavga ki verdikleri “…korukla yetinen, üzüme, asmaya hasret insanlara onlar için çekilen acıları, toprağa düşenleri anlatmak” için…

Acıların, işkencelerin arasında yeşertmeye çalıştıkları sevdalarına zaman ve hafıza engel olsa da yıllara da mesafelere de direnebilmenin yolunu birlikte ve “bağışlamakta” bulan iki genç yüreğin hikayesi bu.

Hatırlıyorum!

300 günlük ölüm oruçlarını da artlarından “Kendilerini yaktılar” yalanı atılmasına rağmen aslında daracık koğuşlarda diri diri ateşe verilen tutukluları da…

Gökçer çok daha iyi hatırlıyor ve hiçbir ayrıntısının yitip giymesine izin vermeden, su gibi anlatıyor…

Hatırlamak, unutmak, affetmek kavramlarının arasına, üstelik adını bile anmadan “Hayata Dönmek” kavramını şahane bir şekilde oturtuyor ve soruyor:

Unutabilir misiniz?

Hayata döndürülenleri!

Hayata döndürülecek denilerek hayatı bitirilenleri!

Unutabilir misiniz?

Peki ya aşkı?

Sevgiyi? İnsanlığı? Dayanışmayı?

Siz unutsanız bile Ankara’nın yoksul bir mahallesinde dünya onu fark etmeden büyüyen kiraz ağacı unutur mu peki?

 

Kiraz Ağacı

Gökçer Tahincioğlu

İletişim Yayınları, Eylül 2020, Roman

292 Sayfa, 24 TL.