Kuru Kız

 

Sıradan ailelerin, anlatılıncaya kadar sıradan hikayeleri var bence. Bir kez konuşulmaya başlanınca -hele bir de iyi bir yazar eliyle anlatılıyorsa Ayfer Tunç gibi – bambaşka bir hal alabiliyor o hikayeler ve sıradanlığını kaybediyor.

Çekirdek aile (anne, baba, iki de çocuk) 40 yıla birçok acı, çok az mutluluk ama en çok  suskunluk sığdırınca, son kalana miras hepsinin yükü oluyor. Herkes ölüyor ölmesine de, yaşarken konuşamadıkları her şey son kalanda toplanıyor. Ne ölenlerle mezara bırakabiliyor onları ne de yaşarken öğretildiği gibi “ailenin sırrı ailede kalır” diye düşündüğü için birine anlatabiliyor olanı biteni…

Belki en doğrusu hepsini alıp gidebileceği kadar uzağa giderek, hatta mümkünse dilini bile bilmediği insanlar arasında ve suskunlukta yavaşça yok olmaya terk etmek…

İsimler yok bu romanda, sadece sosyal roller… Anne, baba, demirci, karısı…

Bir de başlangıçlar…

Korkmadan adım atılınca; evinden çıkmayan hatta çıkamayacağı düşünülen insanı dünyanın sonuna götürebilecek kadar büyük başlangıçlar…

Belki bazı şeylerin sonu, başından güzeldir kim bilir?

Dünyanın bile!

Kuru Kız

Ayfer Tunç

Can Yayınları

Roman, 216 sayfa, 55 TL.