2019’un son günü hayatımıza musallat olup daha ilk gününden itibaren 2020’nin “Kara yıl” ilan edilmesine neden olan Covid-19 küresel salgını pek çok şeyi kalıcı halde değiştirdi, bunda hemfikiriz. Mesela artık kimse; okula gitmeden de pekala bir eğitim sistemi kurulabileceğinden, dünyada geleceği en parlak sektörlerden birinin lojistik olduğundan ya da var olan sağlık politikalarının yetersizliğinden şüphe duymuyor.

Ama…

Bu kitap tam da bu noktada devreye girip “O kadar da emin olmayın” diyor hepimize ve ekliyor “Değişmesi gereken neyse, tam da onlar değişecek.” Hayatın olağan akışını ciddiye alan bir kitap bu, daha doğrusu farklı isimlerin makalelerinden oluşan bir derleme…

Sanattan siyasete, ekonomiden sağlığa kadar farklı alanların pandemi sürecinden nasıl etkileneceğine ilişkin sorular sorulup yanıtlar aranıyor her makalede. Zaten sunuş yazısında Bekir Ağırdır’ın da söylediği gibi kehanet değil burada yapılmaya çalışılan, tam aksine süregelen yaşamı dışlamadan değişimi gözleyerek öngörüde bulunmak… Mesela bu nedenle; sanatta artık dijital ulaşımın çok daha önemli olduğu gerçeği anlatılırken “Berlin Filarmoni bir kez arşivini açtıktan sonra, artık biraz zor kapatır.” gibi bir mantıkla bakılıyor yaşanan duruma…

Paul Auster’dan İonna Kuçuradi’ye kadar 20 önemli ismin temel olarak “Bu süreçten dünya neye evrilmiş olarak çıkabilir?” sorusunun ardından gittiği ve Didem Bayındır’ın derlediği kitap, evlere hapsolduğumuz şu günlerde zihnimizi uzun ve tatlı şekilde kurcalayacak bir eser…

 

Salgın: Tükeniş Çağında Dünyayı Yeniden Düşünmek

Tellekt Kitap

432 Sayfa, 49 TL.