Neden kaybettiklerinin ardından üzülür insanlar? Bir daha göremeyecek olmak mıdır onları en çok üzen yoksa birlikteyken yapamadıklarından duydukları pişmanlıklar mı? Belki de söyledikleri, olamaz mı?

Peki bir kez daha görme şansları olsa kaybettiklerini, son bir kez daha… hangisini yapmak isterler en çok? Bir kez daha dokunmak mı yoksa pişmanlıklarını itiraf edip, üzüntülerini dile getirmek mi?

Herkesin yanıtı diğerinden farklı olacak kuşkusuz çünkü birlikte yaşamak kadar kaybetmek de kişiye özel bir durum.

Bir kaybın etrafından dolaşıp hayal alemine dalmaya, sonrasında hem kaybettiğinizi bir kez daha görmeye hem de hesaplaşmaya var mısınız? Hemen “Evet” diye haykırmayın. Bu karşılaşma kadar zor olacak çünkü hesaplaşmak…

Yekta Kopan iyi bir öykücü, biliyorsunuz zaten. Hem bu kitaba adını veren öykü de 2010 yılında Türkiye’nin bu alandaki iki önemli ödülüne aynı anda değer görülmüş; Yunus Nadi ve Haldun Taner öykü ödüllerini birlikte kazanmış.

Ancak Yekta bu kez öyküsünü hem iyi bir çizer hem de 46 yıllık dostu Levent Gönenç’e teslim edince ortaya bambaşka bir kitap çıkmış. Çizgi roman öyküye farklı bir tat katmış ve okuyucuyu düşsel bir iklimde gezmek konusunda ciddi anlamda tahrik ediyor. Bir kedinin peşine takılıp çıktığınız yol sizi sadece bir baba- oğul hesaplaşmasına değil aynı zamanda usta işi bir hikayenin de tam kalbine götürüyor.

Gülmekle ağlamak arasında sıkça duygu değişimleri yaşamaya, isteseniz de istemeseniz de kendi kayıplarınızı elinizdeki kitabın içine yerleştirip oradan kendinize bakmaya hazırsanız acele edin derim…

Arka bahçesinde zamanın durmasını istediğiniz metruk bir evde, gidişini kabullenemediğiniz babanızla; dertleşmeye, tartışmaya, kavgaya ve kahkahaya davetlisiniz.

Ne de olsa “…Babalar ve oğullar iyi konudur, yaz(ın) yazabildiğin(iz)ce, coşsun kelimeler…”

Sarmaşık

Yekta Kopan- Levent Gönenç

Can Yayınları, 160 Sayfa, 32 TL.