Yalnız

 

Kadınların türlü zulümle karşılaştıkları bir ülkede hangisi daha zor? Zulme uğrayan olmak mı yoksa o zulüm sırasının bir gün mutlaka kendisine de geleceğini bilerek beklemek mi? Celladını bekleyen bir idam mahkumu gibi “görünmez” olsun diye gözlerden uzağa atılmak mı yoksa o uzağa alışmak zorunda bırakılmak mı daha acı?

14 yıl süren bir esaret zincirinin içinde; adından, yaşamından, çocuğundan, gökyüzünden uzağa atılmış bir kadında binlerce kadını anlatıyor Zeynep Kaçar… Hem de öyle ustaca, öyle dolaysız, öyle sade yapıyor ki bunu kitap bittiğinde soluksuz kaldığınızı hissediyorsunuz. Onca kadının hayat yükünü, aralarından biri omuzundan atıverince fark ettiğimiz için belki de…

Feray’ın bir kadın rock grubunun yıldızı olacakken kısacık bir an içinde değişen hayatını anlatırken, bir toplumun “muhafazakarlaşma” adı altında küçücük topluluklarda gerçeklikten kopuşuna ayna tutuyor. 14 yıllık bir esaretten kurtulmanın tek yolunun “bunu gerçekten istemek” olduğuna dikkat çekerek…

“…alınacak öcü ve sevecek insanları olan” birini durdurmak mümkün değil çünkü…

 

Yalnız, Zeynep Kaçar

Doğan Kitap, Mart 2021

216 sayfa, 24 TL.